‘2021’in ilk yarısında yüksek faiz devam edecek’

İÇİNDEKİLER“Yapısal reform programlarının uygulamaya konması kritik öneme sahip”“Bankalar, problemin kaynağı değil, çözümün parçası rolünde” “2021 ve sonrası için odağımız dijital ve önceliğimiz mobil odaklı hizmetler olacak”“KOBİ ve tarım bankacılığında şu ana kadar aktardığımız kaynak 50 milyar TL’ye ulaştı”DenizBank Genel Müdürü Ateş, 2021 yılına bakıldığında, TCMB’den gelen açıklamalara istinaden enflasyonla mücadelenin öncelikli hedef olacağını belirterek, “Bu sebeple […]

‘2021’in ilk yarısında yüksek faiz devam edecek’

 “Yapısal reform programlarının uygulamaya konulması kritik ciddiye sahip” “Bankalar, sorunun kaynağı değil, çözümün parçası rolünde”  “2021 ve ardından amacıyla odağımız dijital ve önceliğimiz mobil merkezli hizmetler olacak” “KOBİ ve tarım bankacılığında şu ana kadar aktardığımız kaynak 50 milyar TL’ye ulaştı” DenizBank Genel Müdürü Ateş, 2021 senesine bakıldığında, TCMB’den gelen açıklamalara istinaden enflasyonla mücadelenin öncelikli amaç olacağını belirterek, “Bu sebeple senenin ilk %50 sinde yüksek faiz ortamının devam etmesini ve yavaş bir büyüme bekliyoruz” dedi. Ateş, 2021 senesinde ekonominin yüzde 3-4 aralığında büyüyebileceğini kaydetti.  DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, “Bankacılık Söyleşileri” kapsamında AA muhabirine, DenizBank ve sektörün yeni tip koronavirüs (Kovid-19) devreindeki çalışmaları ile ilgili bilgi verirken, geleceğe dair öngörülerini paylaştı. 2020 senesi amacıyla büyüme beklentilerinin yukarıya yönlü bulunduğunu fakat salgınla birlikte ülkelerde; üretimin durması, tüketim ve güvende düşüş ve çoğalan belirsizlikler sebebiyle büyük bir ekonomik kriz yaşandığını ifade eden Ateş, hayat ve çalışma şekillerinin etkilendiğini söyledi. Ateş, salgının yol açtığı sıhhat krizinin küresel bazda ekonomi, istihdam ve enflasyon göstergeleri üstünde ağır baskı yaratmaya devam ettiğini aktardı. Para siyasetsı doğrultusunda, 2008-2009 finansal krizinden alınan dersler yardımıyla merkez bankalarının çok süratli davrandığına ilgi çeken Ateş, ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) gibi mühim kurumlar ve onları takiben ilerlemiş ve gelişmekte olan piyasalardaki merkez bankalarının, faizi aşağı çekerek ve maddi genişleme ile daralan ekonomik aktiviteye reaksiyon gösterdiğini kaydetti. Ateş, maliye siyasetsı doğrultusunda ise kredi garantileri, kredi ertelemeleri, vergi ertelemeleri, işveren maliyetlerine yönelik düzenlemeler, çalışanlara ve düşük gelirli vatandaşlara sağlanan sosyal transferlerin öne çıktığını söyledi. Bunun da ülkelerin bütçe kaynaklarını zorladığını ifade eden Ateş, netice olarak dünya milli gelirinin yüzde 14’üne, 12 trilyon dolara ulaşan bir mali destek harcaması yapıldığını ve küresel negatif getirili tahvil stokunun 17 trilyon dolara ulaştığını kaydetti. Ateş, devamla şu değerlendirmelerde bulundu: “Global olarak senkronize gerilemenin ve 2020’nin 3. çeyreğindeki süratli toparlanmanın ardındannda zorlu devre 2021’de başlıyor. Gelişmiş ülkelerin tasarrufları, borçlanma olanakları, üretim kuvveti ve eğitimli nüfus olanakları varken, gelişmekte olan ülkelerde değişik problemler sahip olunan. Mali kaynakları zayıf, emtia (petrol), turizm geliri gibi alışkanlıkları var, dünya çapında düşük faiz yardımıyla yüksek borç yükü altındalar. Dolayısıyla 2021 senesinde ilerlemiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkelerin arasının açıldığını göreceğiz. Küresel salgın krizi ardından toparlanma sürecinde sektörler arası ayrışma da çok dikkat çekici olacak. En çok büyülenen yeme-içme, konaklama, ulaştırma, eğlence gibi hizmet sektörlerinde toparlanma 2023’ü bulabilir. Diğer doğrultudan, aşının yakın vakitte geleceğine dair umut verici ilerlemeler olmakla birlikte dünya çapında aşılama uygulanabilmesi amacıyla ucuz, üretim kapasitesi yüksek ve lojistik imkanları geniş aşılara gereksinim var. Bu hal da salgının oluşturduğu etkilerin en azından aşıya ulaşabilen ülkeler yönünden 2021 senesinin ikinci yarısına kadar devam edeceği ve merkez bankalarının kısa vadede siyaset değişikliğine gitmeyeceğine de işaret ediyor.” “Yapısal reform programlarının uygulamaya konulması kritik ciddiye sahip” * Hakan Ateş, 2020 senesinde küresel ekonomiyi tesiri altına alan küresel salgının oluşturduğu kaygı ve belirsizlik ortamının maalesef büyüme beklentilerini negatif yönde etkilediğini söyledi. Bu senenin başında küresel ekonomide yüzde 3’lük büyüme beklendiğini anımsatan Ateş, “Tersine, senenin yüzde 4 küçülmeyle tamamlanması muhtemel görünüyor. Ülkeler, ekonomik sıkıntılarını aşmak amacıyla bu süreçte kuvvetli mali tedbir paketleri yapmak halinde kaldı. Gelişmiş ülkelerde ortalama GSYH’nin yüzde 20’si, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 6’sı kadar harcama yapıldı. Ülkemizde de bu miktar yüzde 12-14 aralığında. Ağırlıklı olarak da kredi mekanizmaları ile hem şirketleri hem hanehalkını desteklemeye çalıştık. Beklentilerin aksine alınan tedbirlerin tesiri ile 2020’nin pozitif büyüme ile tamamlanmasını öngörüyoruz.” ifadelerini kullandı. 2021 senesine bakıldığında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) gelen açıklamalara istinaden enflasyonla mücadelenin öncelikli amaç olacağını açıklayan Ateş, “Bu sebeple senenin ilk %50 sinde yüksek faiz ortamının devam etmesini ve yavaş bir büyüme bekliyoruz. Yılın ikinci %50 sinden itibaren ise finansman koşullarındaki rahatlamaya paralel ekonomik aktivitenin toparlanmasını, 2021 senesi çapında büyümenin yüzde 3-4 aralığında tamamlanmasını bekliyoruz. Sıkı para siyasetsı ve enflasyonla mücadele programının enflasyon üstündeki aşağı yönlü tesirini, maliyet yönlü baskıların da hafiflemesiyle senenin ikinci çeyreğinden itibaren göreceğimize inanıyorum.” şeklinde konuştu. Ateş, 2020 senesinde bilhassa altın ithalatı ve turizm gelirlerindeki kayıp sebebiyle cari açığın arttığını bildirdi. 2021 senesinde bilhassa para siyasetsındaki sıkılaşma ile ithalatın gerilemesini, sahip olunan seviyedeki kurun ihracata olumlu yansımasını ve turizm gelirlerinin artmasını beklediklerini açıklayan Ateş, bütün şunlar yardımıyla cari açığın GSYH’nin yüzde 2’sine kadar gerileyeceğini söyledi. Ateş, krizlere karşı sağlam Türk ekonomisinin, 2021 senesinin ikinci yarısına kadar dikkat çekici şekilde hissedilecek olan bu salgın sürecini, sıkı para siyasetini tamamlayıcı maliye siyasetinin yanı sıra hareketli özel sektör ve kuvvetli bankacılık sektörünün desteği yardımıyla en az hasarla atlatacağına inandığını ifade etti. Orta-uzun vadede bakıldığında, Türkiye’nin, 1980’lerden beri içersinde bulunduğu orta gelir grubundan çıkması amacıyla reformlara ağırlık vermesi gerektiğinin altını çizen Ateş, “Önümüzdeki devrede süratle eğitim, hukuk, vergi sistemi ve istihdam piyasasında yapısal reform programlarının uygulamaya konulması kritik ciddiye sahip.” dedi. “Bankalar, sorunun kaynağı değil, çözümün parçası rolünde” * DenizBank Genel Müdürü Ateş, 2008-2009 krizinin aksine bu devre sahip olunanta yaşanan finansal sistemde değil, kamu sağlığı kaynaklı bir kriz bulunduğunu vurguladı. Bankaların, ülkelerin maliye siyasetlarının uygulanmasına bilhassa kredi genişlemesi ile aracılık ederek sorunun kaynağı değil, aksine çözümün parçası rolünde bulunduğunu bildiren Ateş, “Yılbaşından bu yana TL kredi artışı yüzde 40’ı geçti. Dolayısıyla takipteki kredi seviyesi artışının 2021 senesinde sahip olunan hale göre daha yukarıyada olacağını öngörüyoruz. Diğer doğrultudan bankalarımız yüzde 19 sermaye yeterlilik miktarları ve ihtiyatlı olmak adına önden yüklemeli karşılıklar ile süreci yönetebilecek haldalar” dedi. Ateş, gelirler doğrultusunda, geride bıraktığımız devrede faizlerdeki gerilemeye paralel net faiz marjında iyileşme sağlandığını fakat yine faizlerin yükselme eğiliminin marjları aşağıya çektiğini söyledi. Faiz dışı gelirler doğrultusunda ise hizmet gelirlerine dair düzenlemenin gelir azaltıcı tesiri bulunduğunu ifade eden Ateş, “Sonuç olarak, çoğalan karşılıklar ve azalan gelirlerle mücadele, 2021 senesinde bankalarımızın önceliği olacak. Artan faiz miktarları sebebiyle 2020 senesinin sonuna paralel olarak 2021 senesinde kredi genişlemesinin yavaşlamasını bekliyoruz. Sektörde TL kredi büyümesinin yüzde 13-15 seviyesinde olmasını, buna mukabil yabancı para kredilerin sahip olunan 165 milyar dolar miktartısında kalmasını, TL mevduatların ise faize paralele artmasını öngörüyoruz.” diye konuştu. Ateş, 2021 senesinde DenizBank olarak ana stratejilerinden taviz vermeden yola devam edeceklerini söyledi. Müşterilere sundukları ana avantajın; Türkiye’nin 81 iline süregelen şube ağı, vatan dışındaki bankalar da dahil bütün iştirakler ve destek birimleri arasındaki kuvvetli sinerji, etkileşim ve geniş ürün yelpazesi yardımıyla sürdürdükleri finansal süpermarket zihniyeti bulunduğunu bildiren Ateş, DenizBank’ın amaçladığı müşteri segmentleri amacıyla ulaşılabilir şube ve ATM ağının oluşturulması, müşterilerin şube deneyiminin tasarlanması ve kendilerine ideal tekliflerin oluşturulması amacıyla büyük veri ve veri analitiğinden faydalanılmasının, 2021’de de stratejilerinin bir parçası olacağını kaydetti. Ateş, kuruluşundan bu yana destekledikleri niş sektörler turizm, eğitim, sıhhat, enerji, altyapı, tarım ve denizcilik sektörlerini desteklemeye, perakende doğrultuda KOBİ bankacılığı, bireysel bankacılık ve özel bankalar arasında yüzde 45 ile önder oldukları tarım bankacılığı bölümünde piyasa payını korumaya devam edeceklerini bildirdi.  “2021 ve ardından amacıyla odağımız dijital ve önceliğimiz mobil merkezli hizmetler olacak” * Hakan Ateş, 2020’nin genel anlamda bulunduğu gibi bankalar amacıyla de zor bir sene bulunduğunu fakat her kriz devreinde bulunduğu üzere burada da değişik fırsatların karşılarına çıktığını belirterek, “Yıllar içersinde gerçekleşmesini beklediğimiz dijital dönüşümü, küresel salgının tesiriyle birkaç ayda deneyim ettik. 2020 senesinin, dijitalde zorunluluğun senesi olarak tarihe geçeceği düşüncesiyle, biz de önceliğimizi, müşterilerimize en süratli ve çevik şekilde hizmet vermeye devam edebilmek olarak belirledik ve bu yönde yatırımlar yaptık.” dedi. Yapay zeka, veri bilimi ve blockchain gibi teknolojilerin bundan sonra bankalar ve hem de bütün endüstriler doğrulusunda kullanıldığına işaret eden Ateş, DenizBank olarak bu alanlara yatırım yapma konusu ile ilgili önder bankalardan biri olduklarını söyledi. Ateş, 2021 ve ardından amacıyla odaklarının dijital ve önceliklerinin mobil merkezli hizmetler olacağını vurguladı. ​​​​​​​2021 senesini şekillendirecek ilerlemeler ortamında bankalar amacıyla kritik iki karar bulunduğunu açıklayan Ateş, şunları kaydetti: “Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) dijital müşteri kimlik belirlenmesi konusu ile ilgili yaptığı değişiklık yardımıyla bundan sonra herkes şubeye gitme gereksinimi duymadan banka müşterisi olabilecek. Bu, bankalar ve fintekler arası rekabet şartlarını eşitlemenin yanısıra potansiyel müşterilerimizin de sıhhat kaygısi duymadan bünyemize katılımı adına kolaylaştırıcı bir ismim oldu. TCMB’nin Fonların Anlık ve Sürekli Transferi (FAST) sistemi yardımıyla bundan sonra e-para kuruluşları gibi bankalar da 7/24 EFT yapabilecek. Bu noktada TCMB ve BDDK’nın Türkiye açık bankacılık ekosistemi amacıyla aldığı kararların da sektörü değiştireceği görüşündeyim. Merkez Bankası’nın Bankalararası Kart Merkezi’ni (BKM) bünyesine katarak API teknolojisinin tüketimine bir standart getirmesi ve BDDK’nın duyurduğu yönetmelik ile açık bankacılığın sınırlarını net şekilde çizmesi, bankaların bu alanda fintekler ve başka bütün teknoloji şirketleriyle iş birliği yapmasının önünü açıyor. DenizBank olarak 380’den çok API noktamız ile geleceğe hazırız.” “KOBİ ve tarım bankacılığında şu ana kadar aktardığımız kaynak 50 milyar TL’ye ulaştı” * Hakan Ateş, DenizBank olarak mevsimsel iş yapan ve salgından büyülenen bütün sektörlerin kredilerini yapılandırmaya gayret ettiklerini, 2020 senesi nisan-ağustos aralığındaki 5 aylık devrede toplam turizm kredilerinin yüzde 42’sinin yapılandırmasını/modifikasyonunu neticelandırdıklarını bildirdi. KOBİ ve tarım bankacılığında şu ana kadar aktardıkları kaynağın 50 milyar TL’ye ulaştığını açıklayan Ateş, bu bağlamda tek banka olarak katıldıkları Nefes Projesi ve Çek Ödeme-OPEX Programı kapsamında Kredi Garanti Fonu (KGF) desteği yardımıyla toplam 55 bin KOBİ’ye 6 milyar TL kredi olanağı sağladıklarını kaydetti. Ateş, salgın sürecinde yalnızca yeni kredi sunarak değil, sahip olunan kredileri öteleyerek de dükkanlarını açamayan, gelir yaratmakta kuvvetlik çeken KOBİ’lerin ve çiftçilerin yanısıra olduklarını söyledi. Bu şekilde aşağı yukarıya 4 milyar TL tutarındaki krediyi de ertelediklerini bildiren Ateş, “Üreticinin tarımsal faaliyetini sürdürmesi amacıyla 6 aya kadar faizsiz devre ile finanse ettiğimiz Üretici Kart doğrultusunda yüzde 25 ciro artışı ile de desteğimizi sürdürüyoruz.” dedi. Türkiye’de toplumun bütün kesimlerine ulaşan bir hizmet ağına sahip bir kurum olarak salgın boyunca hem çalışanlarının hem de müşterilerinin sağlığını ön planda tutarak kesintisiz hizmet vermeye devam ettiklerini açıklayan Ateş, evden/uzaktan çalışma ve sıhhat tedbirleri gereğince dijital bankacılık kanalına DenizBank ailesi olarak tam birleşik ve yeni normaldeki bankacılık hareketlilerine, değişen geleceğe hazırız olduklarını sözlerine ekledi.